<<albumler

 

Dargın Mahkum

Söz-Müzik: Aşık Mahzuni
Nevruz Türkü
(Urfa) Geleneksel Kaynak: Tenekeci Mahmut Güzelgöz
De Bila Bêto (Haydi Gelsin)
(Hakkari) Geleneksel Vedat Yıldırım
Turna
Türkmen Türküsü (Çukurova) Karacaoğlan (kaynak: Çukurovalı Atilla Topalhan)
Dılê mı Sewda (Yüreğimin Sevdası)
Kürt Halk Şarkısı (Dersim) Geleneksel
Yezidiler
Metin: Yaşar Kemal ('Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana')
Kerwanê (Kervan)
Söz: Vedat Yıldırım Müzik: Erol Mutlu - Vedat Yıldırım
Asfur (Kuş)
Söz-Müzik: Marsel Xalif
Kara Üzüm Habbesi
Türk-Kürt Halk Şarkısı Kürtçe Söz-Müzik: Vedat Yıldırım (Urfa)
Gudi (Yayık) Rave (Sarhoş)
Süryani-Keldani Halk Şarkısı (Hakkari) Geleneksel
Haynırına
Ermeni Halk Şarkısı (Sason) Geleneksel
BGST Müzik Birimi bünyesinde faaliyet gösteren Kardeş Türküler, Feryal Öney'in solistliğini üstlendiği Hardasan - Azeri Şarkıları (1996) ve grubun ilk toplu çalışması niteliğindeki Kardeş Türküler adlı albümlerden sonra, Temmuz 1999 tarihinde, bu kez daha 'lokal' başlıklı bir albüm çıkardı: Doğu. Müzik dünyasında, medyanın da desteğiyle, uzunca bir zamandır hüküm süren 'türkü trendi' ve içerdiği kültürel tehlikeler dikkate alındığında, standart bir türkü albümü yapmanın ötesinde bazı hedeflerin gözetilmesi bir zorunluluk olarak karşımıza çıkmaktaydı; bu bugün de böyledir. Anadolu halk şarkılarına dönük bir bakışın geliştirilmesi, bu bakışın/perspektifin müzikal bir dramaturji biçiminde somutlaştırılması ve bir albüm düzeyinde örneklenebilmesi, bu çalışmanın en temel kaygıları olarak sıralanabilir. Yaşanan türkü trendinin taşıdığı tehlikeler, gerçekten de bu coğrafyanın müzik kültürüne yaklaşımda ciddi bir ihtimamı zorunlu kılıyor: 'türkülere dönüş' süreci ne yazık ki, Anadolu, Mezopotamya ve komşu bölgelerin müziklerinin 'homojenleştirilmesi/anonimleştirilmesi' sürecine dönüşmüş bulunuyor. Güzel, içli ve narin türkülerin 'soft' bir formatla ve kibar bir Türkçe ile okunduğu, etnik farklılıklar bir tarafa (bu hiç gündem olamamıştır) bölgesel-kültürel farklılıkların da şablon düzenlemeler içinde eritildiği, mahiyet itibariyle 'özgün müzik' geleneğine komşu olan bu tarzın yarattığı ve yaratacağı müzikal tahribata daha ayrıntılı olarak bakılması gerekir. Konumuzla sınırlı olarak vurgulanacak nokta, bu tarzdan uzak durmanın sanatsal bir görev olduğudur; önceki çalışmada olduğu gibi Doğu albümünün hazırlanması sürecinde de bu nokta hassas bir şekilde korunmaya çalışılmıştır. 1997 yılında yayınlanan Kardeş Türküler albümünde Anadolu topraklarının müzikleri etnik adresleri ile gündeme getirilmişti; repertuar seçimi, şarkıların düzenleme, icra ve yorumlarında gözetilen noktalar tamamı itibariyle olmasa da genel başlıklar açısından bu coğrafyanın müzik geleneğini hatırlatma ve resmetmeyi amaçlamıştı. Şüphesiz çekilen fotoğraf genel bir fikir veriyordu; ama 'hatırlatma' artık geride kalmış bir kültürün nostaljik hatırlanması olmamalıydı, çünkü ölü bir miras değildi karşımızda duran. Hâlâ yaşayan ve müzikleri alımlama biçimlerimizi alttan alta belirleyen yüzlerce yıllık bir kültürel geleneğin içinde yaşıyorduk; ilk albümde bu geleneğin yeniden yorumlanarak gündeme getirilmesi amaçlanmıştı. Doğu çalışması ise aynı dramaturjik çerçeveden hareketle daha hassas bir alanın, hem coğrafi hem de kültürel anlamda kendi içsel tarihi ve karakteristikleri olan bir dünyanın müzikal birikimini tanımaya ve işlemeye dönük olarak kurgulandı. Daha hassas bir alandı, çünkü 'etnisite' olgusunu bir sorunsal olarak gündeme getirenler, doğu coğrafyasının halkları ve toplumları olmuştu. Bunu kendi faaliyet alanımıza tercüme ettiğimizde, etnik kültürler ve müziklerle nasıl bir ilişki kurulması gerektiğini, cevabı oldukça zor bir soru olarak önümüze koymamız gerekiyordu. Bu sorunun kestirme